melike çakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
melike çakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2017 Salı

Tercüme, Eleştiri ve Burian

Künye: Orhan Burian. "Tercüme ve Bizim için Mânası Üzerine," Araştırmalar-İncelemeler. Der. Zeki Arıkan. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi, 2006; s. 473-78.



   "Avrupa'nın büyük edebiyatlarında "Renaissance" tercümecilikle başladı" (473), diyerek başlıyor Burian denemesine. Bu ulusların bilgiye ulaşmak için sıklıkla tercümeyi kullandığını, yalnızca klasik Yunan-Latin edebiyatlarıyla değil aynı zamanda İncil tercümesinin de Rönesansa ön ayak olduğunu vurguluyor.* Oldukça yerinde olan bu tespit reform ile rönesansın iç içe neredeyse ayrılmaz halde anıldığının arkasındaki sebeplerdendir. Almanlar İncil'in çevirisi üzerine yoğunlaşmışken, Fransızlar, İspanyollar, İngilizler, İtalyanlar edebiyat çevirileriyle boğuşmaktadır. Eskileri yeteri kadar "taklit edip" kendi seslerini bulduklarında, bu ulusların her biri kendi çağdaş edebiyatlarını oluşturmuşlardır. 

   Avrupa örneğinden memleket örneğine geçiyor Burian, peki bizde niçin Rönesans başlamadı diye soruyor, "biz--dil bilmeyen, nesillerle okuyucu kalabalığı--birkaç yazıcının tamamiyle insafına kalmış olarak yetiştik" (474). Haliyle bu birkaç yazıcının beğendiği, seçtiği, tercüme etmeyi uygun gördüğü, yer yer "gereksiz" gördükleri için sildikleri bölümlerle, gerek "yeterli" gördükleri kadarıyla yaptıkları tercümelerle yetiştikleri için, onlara ne verildiyse onu okudular ve ona inandılar. Bu yüzden hâlâ büyük Türk edebiyatı yok yanıtını bulabiliyor Burian [hiç haksız sayılmaz, ne dersiniz].  1944 yılında kaleme aldığı bu denemede zamanının (ya da biraz öncesinin) yazılarına güzel eleştiriler olduğunu düşünüyorum, şöyle bir eleştiride bulunuyor büyük Türk edebiyatına sahip olmadığımız kanısına vardıktan sonra: 
"(...): gündelik gazete sütunlarından kitap şekline geçmeye bile değmeyen yazıları millî roman saymak; toy delikanlıların vezinli düşmüş hayal kırıntılarına yahut heyecan taşkınlıklarına yüzyıllık şiir değeri vermek; bilgiye dayanmaksızın, sade dostluk yahut düşmanlık icabı verilen irtibatsız hükümlere tenkit demek hep ölçü, ayar yoksunluğundan geliyor." (474)

Bu eleştirilerine katılmamak elde değil, 1944 yılından bugüne baktığınızda hâlâ güncelliğini koruyan gözlemler hatta. Kitap eklerini okuyan (daha doğrusu artık okumayan) insanların birçoğu çavuş-ahbap ilişkisinin farkında olduğu için uzaklaşıyor ondan. Eleştirinin doğru olup olmadığına bakmaksızın olur da çok sevilen, övülen bir kitaba yahut yazara eleştirel bir şey söylerseniz onun "fanatikleri" sosyal medyanın her kolundan bir anda üzerinize çullanabiliyor. Bir şeyin yahut insanın fanatiği olmak benim için aklımın almadığı bir şey, bilgiye dayalı, rasyonel eleştiriyse kollarımız hep açık. Bazen çalıştığınız yayınevilerinin yaptığı hataları ortaya koymanız bile etik dilemma oluşmasına neden oluyor.

   Yazının devamında devlet eliyle başlatılan çeviri seferberliğinden bahsediyor Burian, burada bile eleştirel sesini susturmadan. Öncellikle kişilerin kurduğu yayınevileriyle başlayan bir tür teşebbüs olduğunu vurguluyor, son iki yıldır (1942) da devletin öcülüğüyle "fevkalâde hızlandığını" (474), söylüyor. Bu yıllarda bir yandan yayınlanan tercüme kitaplar bir yandan da yeni açılan yayınevilerinin sayısı gittikçe artmış. Tercüme eserlerde "her zaman edebî değer birliği, sıhhat bütünlüğü, tarih uygunluğu" bulunmasa da tercümelerin faydası yanında düzeltilebilir bu kusurları mazur görüyor. Devletin tercüme işine verdiği desteğin yayınevlerine öncülük ettiğinin özellikle üzerinde duruyor, meselâ devlet tercümeleri sayesinde yayınevlerinden çıkan tercümelerin başlarına "Bu eser ...ce tercümesinden çevrilmiştir," ya da "kısaltmadan çevrilmiştir" gibi ibarelerini yazma şuuru kazanılmıştır diye Burian. Çevirinin bir bilen tarafından kontrol edilmesi, mütercime eksikliğinin gösterilmesi, mütercime biraz daha fazla para verilmesi hep devlet örneğinden sonra yayınevlerine geçmiş.

   Burian devletin rolünden bahsederken şöyle diyor: "Tercümecilik, bu memlekete onun özlediği Renaissance'ı getirecek humanizma ruhunun bir belirtisi ise, bu yolda Devlet en büyük humanizmacı olarak çalışmaya başlamıştır" (475). Hasan Âli Yücel'in başlattığı humanizma akımı içine birçok önemli ismi alarak büyümüş, şimdilerde kitaplığımızda bulunan birçok klasik metnin çevirisi o günlerden gelen tercümelerin yeniden baskıları genellikle. Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol, Nurullah Ataç, İrfan Şahinbaş ve daha birçok isim, üzerine Balıkçıyla gelen akım bu insanları ve yaptıkları işleri  dönemi için daha da vazgeçilmez hale getirmiş. 

   Memlekette tercüme hâlâ daha çok büyük bir sorun [Hoş memlekette yalnızca tercüme değil, telif eser yazmak da büyük bir sorun.]. Öyle anlar var ki telif eser ile çeviri eserin farkını anlayamayan profesyonel edebiyatçılarla karşı karşıya durmak zorunda kalıyorsunuz. Her ne kadar 1940lar Türkiye'si için yeterli gibi gözükse de o zamandan kalan çevirilerin yeniden elden geçirilmesi, daha da doğrusu yeniden çevrilmesi gerekir. İsimlerin birer tabu haline gelmesi, onların çevirilerinin yahut yazılarının eleştirilemez ya da dokunulamaz olması 2010lar Türkiye'sinde çok iyi yetişmiş, binbir türlü kaynağa ulaşabilen genç kuşak çevirmen ve filologların önünde aşılması gereken oldukça yüksek bir duvar. Yayınevileri bilgiye, birikime yahut bilimsel kaynağa bağlılığa değil de bir isme ve onun temsil ettiğini düşündükleri değerlere bağlı kalmayı seçtikleri sürece bu önyargı duvarı gittikçe yukarılara çıkmaya devam edecek. Günümüzde butik yayınevleri yeni mütercimlere, fikirlere "biraz" daha açık olsa da yine de yeterli değil. Şimdiye dek Maarif Matbaası'ndan çıkan eserleri dörte beşe katlamamız gerekirdi ki denemenin başında Burian'ın dediği gibi kendi büyük Türk edebiyatımıza başlayabilelim. Denemesini güzel bir temenni ile tamamlıyor, 1944de entelektüel anlamda ümit verici şekilde ilerleyen tercüme yolculuğu ona şunları söyletiyor:
"Yazı sanatında en güzel, en ulvi örnekleri tanıyoruz. Yakında kendi dilimizde de güzeli ve ulviyi seçip aramak itiyadını kazanmış olacağız. O vakit Türk edebiyatında Renaissance bir "emri vaki" olacaktır. Mademki millî edebiyatların hamuru, dünyanın ölümsüz eserlerini içine alan tercüme faaliyetleriyle yuğrulmuştur; geleceği soframızdan daima tok kalkacağımıza güven besliyebiliriz." (478)  
Siz 2017 yılının ortasında tok kalkabildiğinizi düşünüyor musunuz? 



*

Birkaç kez daha yazmış olabilirim lakin tekrarın zararı olmaz, Orhan Burian'in eserlerinin baskısı tükenmiş, bu kitap gibi bazıları özel aramalar sonucu ortaya çıkartılabiliyor. Yapı Kredi Yayınları Burian'in mektuplarını ve günlüklerini basmış maalesef baskıları tükendiği, ya da tükenmeye yakın olduğu için bulunamıyor. Yazıları, denemeleri, monografi ise Zeki Arıkan'ın çabaları sonucunda bir araya getirilerek iki kitap halinde basılmış. Zeki Arıkan'ın Orhan Burian'ın tanınması için verdiği çaba dikkate şayandır, şimdiye kadar hiçbir yerde bir arada yayınlanmayan yahut sadece bilimsel dergilerde yayınlanan makalelerini de bir aryaya getirerek Burian'ın filolog kimliğine de dikkat çekmiş olur. 

Söylemek gerekir ki bu kitaplardaki yazılara başka kaynaklardan baktığınızda dilde farklılıklar bulabilirsiniz. Bunun nasıl olduğunu bilmiyorum, çünkü kitabın Önsöz'ünde bunlarda yayınlanan eserlerin olduğu gibi derlemeye dahil edildiğini yazıyor (vi). 

Umuyorum ki Yapı Kredi Yayınları, Burian tüm külliyatını basma işine girişir, bu kitapları ve yazılarını  gün yüzüne çıkartır. Türkiye'de İngiliz filolojisinde çok kısa fakat fevkalâde önemli bir isim olan Burian'in sonraki kuşaklara aktarılması gerektiğini düşünüyorum. 


*

Ortaçağ'da çevirinin gelişimi ve önemiyle ilgili Jacques le Goff'un Ortaçağda Entelektüeller kitabını öneririm.

* Cultural Translation in Early Modern Europe. Ed. Peter Burke and R. Po-chia Hsia. Cambridge: Cambridge University Press, 2007. (Erken Dönem Avrupa'da Kültürel Çeviri, çev. Ferit Burak Aydar, İş Kültür Yayınları, 2012)

27 Nisan 2017 Perşembe

(Makale) "Bacon’ın De Sapientia Veterum’unda Mitlerin Politik Yorumu Üzerine Bir İnceleme"

Kutadgubilig Felsefe - Bilim Araştırmaları dergisinin 33.sayısı çıktı! Bu sayıda benim de "Bacon’ın De Sapientia Veterum’unda Mitlerin Politik Yorumu Üzerine Bir İnceleme" başlıklı makalem bulunuyor. 

De Sapientia Veterum (DSV) ya da Eskilerin Bilgeliği Üzerine Bacon'ın ilk kez 1609 yılında  Latince olarak yayınladığı kitabıdır. Toplamda 31 Yunan-Latin mitinin kendi toplumundaki (16.yy sonu - 17.yy başı İngilteresi) yansımalarını kıyasladığı metinlerden oluşur. Bacon'ın külliyatı içinde önemli bir yeri olan DSV felsefî ve politik konuların yanı sıra Bacon'ın toplumsal ve ahlaki gözlemlerini de içerir. Metin, maalesef, şimdiye kadar Türkçe'ye çevrilmemiştir. [Umarım bu boşluğu yakında tamamlayabiliriz.] Bazı bölümlerinin çevirileri Seçme Aforizmalar'da (Haz. C. Cengiz Çevik, İş Kültür, 2008) bulunabilir. Bu makalenin esere aşınalık kazındırmada yararlı olabileceğini umuyorum.




Künye: Çakan, Melike. "Bacon’ın De Sapientia Veterum’unda Mitlerin Politik Yorumu Üzerine Bir İnceleme." KutadgubiligMart 2017 (No. 33) s.171-190. Baskı.

Abstract: This study aims to discuss myths—in particular political related—from Francis Bacon’s (1561-1626) De Sapientia Veterum (The Wisdom of the Ancients). In the preface of De Sapientia Veterum Bacon writes that the myths of antiquity are covered with veil and if someone dares to lift it up, one can find the lost wisdom of the ancients. Throughout the work he tries to prove this point. According to Bacon there are two main reasons of using myths: to hide truth or to show truth. He writes his interpretations to show truth. In addition to De Sapientia Veterum, Bacon uses mythological factors in his other works, such as the Essays and the Advancement of Learning. Therefore, while discussing the mythological factors in De Sapientia Veterum, his other works as well as his own experiences and observations will be used. 
Keywords: Francis Bacon, De Sapientia Veterum, Wisdom of the Ancients, Myths, Politics, England. 

Özet: Bu çalışma Francis Bacon’ın (1561-1626) De Sapientia Veterum (Eskilerin Bilgeliği Üzerine) adlı eserindeki mitlerden politik olanlarını incelemektedir. Bacon De Sapientia Veterum’nin önsözü için kaleme aldığı metinin hemen başında mitolojideki kıssaların "adeta duvakla" örtülü olduğunu ve bu duvak kaldırıldığında altından eskilerin kayıp bilgeliğinin çıkacağını iddia eder, eser boyunca verdiği öğüt ve analizlerle bir nevi bunu kanıtlamaya çalışır. Bacon’a göre mitler iki amaç için kullanılır: gerçeği gizlemek ya da gerçeği daha görünür kılmak. De Sapientia Veterum’de aldığı mitleri ikinci amacı için yazar. Bununla birlikte Bacon’ın diğer eserlerinde de mitolojik öğelere rastlamaktayız. Bu yüzden De Sapientia Veterum’daki politik bağlamda ele alınan mitolojik öğeleri hem Bacon’ın şahit olduğu ve bildiği tarihsel örnekleri hem de diğer eserlerindeki benzer yaklaşımlarını göz önünde tutarak değerlendiriyoruz.



--

Academia.edu 

Satın almak için: Kitapyurdu 


29 Mart 2017 Çarşamba

(Konferans) "The Fine Art of Lying"

British Institute of Florence her yıl olduğu gibi bu yıl da Shakespeare haftası düzenliyor, etkinlik 4-7 Nisan tarihleri arasında enstitü binasında gerçekleşecek, çeşitli konferanslar, workshoplar ve okumalar olacak. Italian Association of Shakespearean and Early Modern Studies (IASEMS) 2009 yılında başlattığı, bir günlük Shakespeare Graduate konferasını, ilerleyen yıllarda konferansın ismi "Shakespeare and His Contemporaries" ("Shakespeare ve Çağdaşları") olarak katılımcı kitlesi de uluslarası olarak genişletilir. Böylece Erken Dönem üzerine çalışanlar konferansa katılma şansını sahip olur. 

Bu yıl ki konu "The Art of Lying" ("Yalan Söyleme Sanatı"). Bu konferansta, "Arts of Life: On Bacon's 'Of Simulation and Dissimulation'" (Hayat Sanatları: Bacon'ın 'Yapmacıklık ve İkiyüzlülük' Denemesi Üzerine) isimli makalemi sunacağım. Aşağıdaki görseller konferansın broşüründen, ismimi tezimi yazarken eserlerinden çoğun yararlandığım Prof Kent Cartwright ile aynı sayfada görmek beni çok heyecanlandırdı. İlk defa bir uluslarası konferansa katılmanın heyecanı da cabası. : ) 


konferansın posteri

Program şöyle:


*

Floransa'da bulunacağım birkaç günü elimden geldiğinde blogta paylaşmaya çalışacağım; belki oradayken eş zamanlı paylaşım yapamam ama döndükten sonra bunları ekleyeceğim.


27 Mart 2017 Pazartesi

Traugott Fuchs (1906-1997)


Leo Spitzer yahudi kökenli olduğu gerekçesiyle Köln Üniversitesi'ndeki görevinden uzaklaştırılır.  Bunu protesto etmek için asistanı Traugott Fuchs, imza toplamaya başlar ve bir öğrenci hareketi düzenler. Nazi öğrencileri tarafından saldırıya uğrar, yönetim tarafından sorgulanır ve nihayetinde üniversiteden kovulur. 

Luteran bir papazın oğlu olan Fuchs, çocukluğundan beri ırkçılığın her türlüsüne şiddetle karşı çıkan birisi olmuştur. Almanya'da gittikçe artan baskıya ve ayrımcı politikaya daha fazla dayanamayan Fuchs, hocasının İstanbul'a yaptığı daveti kabul ederek ülkesinden ayrılır. Sevgili hocam Prof Dr Süheyla Artemel'in anlattığına göre, Fuchs'un geliş hazırlığına babası yardımcı olmuştur: 
Fuchs'un sert ve çok disiplinli bir Prusyalı olarak tarif ettiği babasının, fen bilimleri ya da kendisi gibi papazlık mesleğini seçmemiş, isyankâr ve sanatçı kimliğe sahip oğlunun kararını anlayışla karşılaması   ve onu, sonunun ne olacağını bilmediği bir yolculuğa, belki de kendisini bir daha görüp göremeyeceğini bilmeden yollaması hiç de kolay olmamıştır. Nitekim, Fuchs 1944 yılında ölen babasını bir daha görme fırsatı bulamaz. 






"Uykumda beni vatanıma taşısalar...!"
"Schlafend tragt man mich in meine Heimat dann...!"
"Let them carry me to my country then...!"
Traugott Fuchs



İstanbul'a geldiğinde Spitzer tarafından İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Okulu'na Fransızca okutmanı olarak atanır, ardından geçici olarak atandığı Alman Dili ve Edebiyatı'nda dersler vererek bu bölümün temellerinin atılmasını sağlamıştır. Bu olayı anlatırken kendi payını göz ardı ederek, hocası Spitzer'in bölümün kurucusu olduğunu söylemiştir. Fuchs öğrencilerine çok önem veren bir eğitimci olmuştur, bunu tüm öğrencilerinin anılarından-hatıratlarınından görebilirsiniz. Onunla tanışma şansını yakalamış, derslerine katılabilmiş herkes Fuchs ile adeta bir edebiyat serüvenine çıktıklarını söyler. Her türlü dogma, ön yargı ve ayrımcılıktan arınmış derslerinde evrenselliğin önemini vurgulaması ve Alman edebiyatını öğretirken başka edebiyat ve kültürlerle ilişki kurması, öğrencilerinin ufkunu geliştirmesine ve onlarla çıktığı serüvende yoldaşları olabilmesine vesile olmuştur. 


Fuchs yalnızca bir filolog değil aynı zamanda bir ressam, şair ve müzisyendir. Ölümünün ardından tüm arşivi Boğaziçi Ünivesitesi'ne kalmıştır (http://www.fuchs.boun.edu.tr). Bu arşiv çalışması gerek Fuchs'un bilim insanı, eğitimci, entelektüel olarak önemini daha iyi anlamamız açısından zarurî gerekse  Fuchs'un arkadaş çevresindeki insanlarla--Hermann Hesse, Erich Auerbach, Leo Spitzer, Ritter, Rosemarie Burkart, Hans Marchand--yazışmalarını gün ışığına çıkartmak için önemlidir. Bu evraklar döneme ayna tutan belgeler olduğu için paha biçilemez değerleri vardır. 


Üst üste gelen aksilikler sebebiyle arşiv hâlâ tamamlanabilmiş değil. Projenin başında sevgili hocam Prof Dr Süheyla Artemel var. Umuyorum ki arşivin önüne çıkartılan sorunları aşabileceğiz. 


*


Arşiv ve Fuchs hakkında yazmaya devam edeceğim. 





10 Ocak 2017 Salı

Ahmet Hâşim, Bize Göre



Ahmet Hâşim, Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları. Haz. Nuri Sağlam. İstanbul: YKY, 2004
*

     Hâşim'in kitabını almama Orhan Burian'ın "Deneme Üzerine" isimli denemesi vesile oldu. Burian, Hâşim'in iyi bir denemeci olduğunu, batılı yoldaşlarıyla yarışabileceğini fakat bizim edebiyatta 'nesir' gibi müphem bir adla geçen deneme türünün yeteri kadar ün toplayamadığını söyler. Hâşim'in yanına Falih Rıfkı ile Refik Halit'i de katar, Burian. Şayet başka dillerde olsalar uluslararası üne kavuşacaklarını da ekler.
     Elbette Burian'ın bu önerisini dinleyip Falih Rıfkı ile Refik Halit'i de okuyacağım, fakat önce YKY'de denk gelip aldığım Hâşim ile başlıyorum.

*

     1928 yılında İkdam gazetesinde tefrika edilen yazıları daha sonra köşesinin ismiyle "Bize Göre" basılır. "Başlangıç" yazısıyla başlattığı köşesinde gazetelere dönük eleştirisini getirmeden bitirmiyor: "Gazetecilik ticaret mahiyetini aldıktan sonra, kendisine "müşteri" ismi verilmesi daha doğru olan kariin hoşuna gitmek gayretiyle gazeteler, tedricen sütunlarından "fikr"in bütün şekillerini süpürüp attılar" (15). Bir ticaret unsuru olan gazetenin müşterilerini baz alarak getirdiği eleştiri, günümüz için de pek yerinde. 
     "Gazi" yazısında Mustafa Kemal'i öyle bir tasvir ediyor ki, yalnız Hâşim onunla karşılaşmıyor, okuyucusu olarak siz de onunla birlikte görüyorsunuz Gazi'yi: "Hadekaları en garip ve esrarengiz madenlerden mansu bir çift gözün, mavi, sarı, yeşil ışıklarla aydınlandığı asabî bir çehre... Yüzde, alında, ellerde bir sıhhat ve bahar rengi... Bütün zemberekleri çelikten, ince, yumuşak, toplu, gerilmiş, terütaze bir uzviyet. Altı yüz senelik bir devri bir anda ihtiyarlatan adamın çehresi, eski ilâhlarınki gibi iğrenç yaşın hiçbir izini taşımıyor" (17-8).
     "Bir Teşhis" yazısında gününün edebiyatına getirdiği eleştiri 1928 yılı için bile olsa sanki bizim günümüze de yansıyor: "On, on beş seneden beri aynı nağmeyi geveleyip durduğumuzun bariz alâmetlerinden biri, kariin yeri mahsulâta karşı gösterdiği hayretsizlik ve alışkanlıktır" (19). "Kürk" yazısında 1928 İstanbul'unun kadının kendini "tüylü bir hayvana" benzetmesini anlayamıyor. "Süleyman Nazif'in Mezarı" yazısında bu Osmanlı-Türk şairinin hâlâ bir mezarının olmamasının dert yanıyor. Adını ilk defa duyduğum şair epey ilgi çekici geldi, "Hz. İsa'ya Açık Mektup" isimli eserini ayrıca merak ediyorum. Şairliğinin yanında bir de vali olarak görev yapmış.

*

     Tüm denemeler için tek tek bir şey yazmam uygun olmaz, zira kitap YKY'de hâlâ satışta (hem de oldukça makul bir fiyata).  Hâşim'in gözlemleri ve teşhisleri-çoğunlukla-hâlâ güncel, keyifli. Burian'ın niçin "Bize Göre"yi deneme sınıfından saydığını anlayabiliyorum. Mamafih birkaç genelleyici laf edebilirim; Hâşim'in dili akıcı ve keyifli. Dilde "sadeleşme" evresinden önce kaleme alınan yazıları çok daha renkli ve karakterli. Kullandığı Arapça Farsça tamlamalar müthiş! Hepsi aklımda kalmadı fakat Nuri Sağlam'ın kitabın sonuna eklediği "Küçük Sözlük" oldukça kullanışlı. Sonrası için dönüp dönüp bakılabilir. Bu sözlüğü hazırlarken nereden yararlandığı bilgisi verilmemiş. 
     Mamafih kadınlarla ilgili talihsiz açıklamaları var. Özellikle son yazısı "Cazibe"de: "Bize göre daime şundan ibaret kalacaktır: Çok konuşmamak ve yılıkşmamak" (72). Bu sözleri cazip bir kadında olması gereken vasıfları sıralarken sarf ediyor. Hâşim'e göre kadının cazibesi çok konuşmamasında. "Erkekleşme" yazısında da çalışan kadına dönük basmakalıp laflar ediyor.
    
*

     Kitabın ikinci kısmı, Bir Seyahatın Notları, başka bir yazının konusu olacak.


22 Kasım 2016 Salı

MONTBLANC No: 32

Yıllar önce dolmakalem kullanmaya ilk başladığımda yanlış hatırlamıyorsam babam bana Lamy Safari ve Montblanc mürekkep almıştı: Lavender Purple ve Oyster Grey. Bunlar Montblanc'ın  60 ml'lik klasik serisinden mürekkepler, hâlâ satışları var. Çok bereketli mürekkepler olduğunu söylemeliyim, bundan yaklaşık 8-9 yıl önce almıştım ve şişelerin neredeyse yarısı hâlâ dolu.  Kutuların üzerlerindeki güvenlik bantların üzerinde bir de "son kullanım tarihleri" var, buna göre benim bu yılın başında mürekkeplerimi çöpe atmam gerekirdi. Ama mürekkepin son kullanım tarihi olduğuna falan inanmıyorum, ayrıca hâlâ aynı parlaklıkta yazabilen güzel pigmentli mürekkeplerimi niçin çöpe atayım ki. Zamanla yalnızca klasik seriden mürekkep değil aynı zamanda sınırlı sayıda ürettiği mürekkeplerden de almaya başladım, Ink of Love (Kırmızı), Ink of Friendship (Turkuaz), Leo Tolstoy (Skyblue) gibi. Leo Tolstoy mürekkebi aynı zamanda videoda kullandığım mürekkep.



Mürekkeplerini kullanmama rağmen hiç bir Montblanc kalemim olmamıştı, ta ki geçen gün bana alınana dek. :) Gerçi ara ara Meisterstück serisine göz atmıyor değildim, tahmin edersiniz ki bu kalemleri maddi olarak karşılamak epey külfetli bir iş-en azından benim için-o yüzden bir süre sonra yalnızca vitrinde görüp beğendiğim kalemler listesinde kaldılar. İsmi burada ve Klasik Hümanizm videolarında sık sık geçen Murat ustayla tanıştıktan sonra hiç yeni (1.elden) kalem almadım. Onun eline gelen 50lerden, 60lardan, 70lerden kalemler aldım. Eski kalemleri kullandıkça da yeni tarihli kalemlerden iyice uzaklaştım, Lamyler ya da Kawecolar ikici, üçüncü sıralarda düştü. Öyle ki uzun süredir içlerine mürekkep bile çekmiyorum. Kartuşlu oldukları için uçak seyahatelerinde yanıma alıyorum. Mürekkepsiz bırakmadığım ve yanımdan neredeyse hiç ayırmadığım Sheaffer Imperial IV Touchdown ya da Parker 25 ya da Sckriss 71 gibi. :) Mehmet'in blogunda alıntıladığı bir yazıda Montblanc'ın Başkan Yardımcısı Sönke Tornieporth şöyle diyor:
Montblanc’ın bilgisayara yenik düştüğünü söyleyenler var ama bu böyle olmadı. Bizim kalemlerimizi alanlar için yazı bir fonksiyon değil, onlar için tutku.




Montblanc No: 32 1960ların başında Almanya'da üretilmiş bir kalem. Videodan görebileceğiniz gib mürekkep camı diyebileceğimiz bir kısmı var, hemen kapağın vidalandığı yerde. Böylece içinde ne kadar mürekkep kalıp kalmadığını görebiliyorsunuz. Aşağıda fotoğrafta kalemin piston kısmını görebilirsiniz. Vidayı ters yönde çevirdiğinizde pistonun aşağıya doğru indiğini görebilirsiniz, kaleminizi hemen bir mürekkep şişesine batırıp yavaşça vidayı sıkmaya başlayın. Mürekkebin yavaş yavaş hazneye dolduğunu o minik pencereden göreceksiniz. Kalemin sade ve şık tasarımının yanında ucu da ayrı güzel. 14 kr altın, F mi yoksa M mu söylemek gerçekten zor. Videodan da görebileceğiniz gibi hafif bir eğriliği var, bu ucun oblik olmasından kaynaklanıyor. Hem de sağ oblik, yani benim gibi solaklar için ideal. Hafif kapalı uc-benim için-tam kararında esneme yapıyor. Normal çok ıslak yazan kalemleri kullanamıyorum. Fakat bu uç ne kuru kuru yazıyor ne de kâğıdınızı mürekkebe boyuyor. Bence tam da olması gerektiği gibi yazıyor. 





Belki okumuşsunuzdur, bu ayın başında kısa bir süreliğine Dubai'ye gittim. (Anca ilk günü yazabildim, diğer günlere de geleceğim umarım.) Tüm seyahatte en çok neyden keyif aldığımı sorarsanız The Dubai Mall'un içindeki Montblanc mağazasında geçirdiğim 2 saate yakın süreden. :) Mağazayı bulup girme sebebim bu yıl çıkan Shakespeare serisinin Velvet Red mürekkebini almaktı. Türkiye'ye bir türlü gelemeyen bu mürekkebin artık ciddi ciddi tükendiğini düşünüyorum. Zira Dubai'de girdiğim 3 büyük Montblanc mağazasında da bu mürekkep bulunmuyor. Ama şansıma dünyanın en tatlı satıcısına denk geldim, Serouj. Mağazaya kalemlerle ilgili birilerinin sık gelmediğini düşünüyorum, benim mürekkeplerin olduğu yere giderken ki heyecanıma biraz şaşırmıştı Serouj. Sonra kalemler üzerine konuşmaya başlayınca epey keyifli bir muhabbet başladı. Şu aşağıda gördüğünüz deneme çekmecesindeki tüm kalemlerle yazmama izin verdi. :) Bu, Türkiye'ye başınıza gelebilecek bir şey değil maalesef. Almak istediğiniz kalemi bile deneyemediğiniz tuhaf bir satış anlayışı var. Mürekkebi bile rengini görmeden alacağınız neredeyse. Neyse bizdeki sistemi eleştirme konusu başka yazıların olsun.

Aşağıdaki kalemlerin her biri altın uçlu Meisterstück 149. Denemek istediğiniz ucu seçiyorsunuz ve önünüze kâğıdın kenarlarına soğuk baskı ile Montblanc logosu basılmış 1.sınıf kâğıttan bir defter geliyor. Elime almaya bile çekindiğim kalemleri Serouj özellikle tek tek denetti, bunları satın alamayacağımı söylediğim halde. Bu klasik serinin yanında bana-elbette mürekkep çekmeden-limitli Shakespeare serinin dolmakalemini, Tolstoy dolmakalemini, Brahms dolmakalemini ve yeni çıkan Montblanc M serisinin dolmakalemini de denetti. Ne kadar teşekkür etsem az. Satın almak için girdiğim mürekkebi alamadım ama klasik seriden mürekkep alıp mağazadan çıktım, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle. Güzel bir hatıra olarak kaldı bana. 

Bunun üzerine bir Montblanc kaleme sahip olmam da hoş bir tesadüf oldu. 




Son olarak, Montblanc yazarlar serisine neredeyse her yıl yeni bir yazar ekleyerek büyüyor. Bizim de son sayımızda haberler kısmında tanıttığımız Montblanc Tolstoy dolmakalemi ve yeni çıkan Montblanc M dolmakalemi şöyle:





15 Ekim 2016 Cumartesi

Orhan Burian, Günlük (1950-1952)

     Eylülde Bursa'ya yaptığım bir seyahat kitaplığıma epey yaradı: Uzun süredir aradığım, fakat yeni baskısı olmadığı için bulamadığım Orhan Burian'in hem Günlük (1950-1952) hem de Mektuplar'ına Bursa'nın ilk Yapı Kredi Yayınları Kitabevi'inde denk geldim. [Burada yine baskısı bittiği için bulamadığım birkaç başka YKY kitabını daha kitaplığıma ekledim, onları başka bir yazının konusu edelim.]


     Orhan Burian (1914-1953), Kabataş Lisesi'ni tamaladıktan sonra, Cambridge'e İngiliz Dili ve Edebiyatı okumaya gider. Üç yıl geçirdiği Cambridge'ten sonra, Ankara'da DTCF'sinde göreve başlar. Fakültede verdiği derslerin dışında bir de Türk-Alman Derneği'ne Türk edebiyatı dersleri verir; Muhsin Ertuğrul için tiyatro eserleri çevirir; kitap çevirileri ve makalelerle uğraşır. Ünlü Ufuklar ardında Yeni Ufuklar dergilerini çıkartır, Yücel dergisine çeviriler yapar. Daha yazamadığım bir sürü işi-gücü kırk yıllık kısacık bir ömürde tamamlamaya çalışır. 

     1950 yılının başında "çok kolay unutan bir hafıza için geçen günleri, hiç olmazsa onların hadise iskeletlerini kaydetmek iyi olur," (25) diyerek başladığı günlüğünü 1952 Kasım'ına dek tutar. Ömrünün son iki yılını kapsayan bu günlükleri okumak hakikaten keyifli. Burian, akademik olarak seyahatnameler üzerine çalışır, kendi günlükleri de--bilerek yahut bilmeyerek--birer seyahatnameye dönüşür: ilk defter Ankara'dan Londra'ya yaptığı araba yolculuğunu, bu yolculuk sırasında başından geçenleri, gördüklerini, aldıklarını, yediklerini-içtiklerini anlatır. İkinci defterdeyse Türkiye'de yaptığı çeşitli seyahatleri Ankara'dan Çorlu'ya, İstanbul'a, Edirne'ye, Edremit'e, Bergama'ya yaptığı yolcuklukları anlatır.


Gördüklerini detaylı bir şekilde tasvir etmeye çalışır; gördüğü insanların dış görünüşlerini neye benzediklerini okurken gözünüzde canlandırabilirsiniz. Bunu gördüğü mimari yapılar için de yapar Burian, belirtmek gerekir ki, mimariye duyduğu alaka gözden kaçmayacak kadar büyüktür. 

Londra seyahatının neredeyse her akşamında bir konsere, baleye yahut tiyatroya gitmiş, bunların kısa yorumlarını günlüğüne not etmiştir. Bazıları: (oyun) Orson Welles'in Othello'su; (oyun) T. S. Eliot, Cocktail Party; (bale) Ballets de Champs Elysees; (konser) Sibellius, Bartok, (oratoryo) Sir Edward Elgar, Dream of Gerontuis. Dönüş yolculuğunda, uçaktayken çıkarttığı listeye göre İngiltere'deyken 25 tiyatroya (£ 15.8) 16 bale ve konsere (£ 5.11) gitmiş. Bu yalnızca yurtdışındayken yaptığı bir şey de değil, Ankara'ya döndüğünde ya da İstanbul'dayken de sık sık bir oyuna yahut konsere gidiyor. 


Burian'ın Günlük'ünden alıntılanacak çok şey var, ama hem yazarına hem hazırlayan Prof Zeki Arıkan'a haksızlık olmaması için kitabı almanız daha hayırlı olacaktır. Fakat Köylüyü Okutma Cemiyeti'ne yazdığı şu yazıyı alıntılamak istiyorum: 

     1950 Kasım'ında Köylüyü Okutma Cemiyeti diye bir cemiyet kurulacakmış. Fikir almak için DTCF'sinden bir grup toplanmış, Burian'da bunların içinde. Heyete fikirlerini yazarak iletiyor, o zaman ne söylediyse ne önerdiyse, hâlâ çok güncel. Diyor ki "Okuma bir vasıtadır. Aydınlanmak üzere bir kullanılacak bir vasıta" (41). Şimdi vasıtaların çoğaldığını da göz ardı etmiyor, sergi, sinema, radyo da birer aydınlanma vasıtası sayılabilir diye de ekliyor. Günümüzü görse teknolojiyi de bunun bir parçası haline getirirdi bence. "Halkta okumaya, aydınlanmaya alaka uyandırmak başarabileceğiniz en tesirli, en hayırlı iştir," (41) diyor. Yalnızca halkta değil herkes için geçerli bir yöntem bu, alakanın önünü alamazsınız. Burian ekliyor, "Köylü traktörü ne için istiyorsa, kitabı da onun için istediği gün okumaktan bir fayda görmüş olacaktır" (41). Zannediyorum, eğitimcilerin ve ebeveynlerin dikkatini çekmiştir. Yazısının tamamı için: 


   
  Orhan Burian'ın kaleminden çıkan bu iki kitap bir de Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları'ndan çıkan Denemeler Eleştiriler (Ankara, 2004) kitabı var. Prof Zeki Arıkan girişimleriyle Burian hakkında birçok kaynağa ulaşılabilir oldu, gerek bu hazırladığı kitaplar gerekse 2004 yılında yaptığı anma toplantısı, O'nun hakkında ziyadesiyle yazılı kaynak çıkmasına vesile oldu. Burian'in yeğeni Kısmet Hanım, dayısının kitap ve arşiv malzemelerini 
Yapı Kredi Yayınları'na (YKY) bağışlamış. YKY Burian'in edebi mirasının vekilidir ve--kendisine çalışmalarından dolayı teşekkürü borç bildiğim--Prof Zeki Arıkan'ın çalışmaları sayesinde Burian'in üç kitabı da buradan çıkmıştır.  En son 2006 yılında Orhan Burian'in kitabı basılmıştır, yeniden baskıya hiçbir kitabı girmemiştir. Dilerim ki Burian üzerine yapacakları çalışmaları devam ettirirler, istenirse ve elimden gelirse ben de çalışmalara dahil olmaya hazırım.

Şimdi sıra Mektuplar'ında.


--

Burian, Orhan. Günlük (1950-1952). Haz. Zeki Arıkan. İstanbul: YKY. 2006. Baskı.
Burian, Orhan. Mektuplar. Haz. Zeki Arıkan. İstanbul: YKY. 2006. Baskı.









22 Mayıs 2016 Pazar

Nasıl daha fazla kitap okunur?

Geçen akşam Twitter'da gezinirken Open Culture'in sayfasında "Tips for Reading More Books In a Year" ("Bir Yılda Daha Fazla Kitap Okuyabilmek İçin Tiyolar") bağlantısını görünce hemen girdim, neler önerilmiş, neyi yanlış ya da eksik yapıyorum diye. İnternette gezinmenin herkese yaptığı o şey oldu; bağlantılar birbirini takip etti, gecenin sonunda kendimi İpad'de Austin Kleon kitabını okurken buldum. Steal Like An Artist (Sanatçı Gibi Çal?), öyle "ciddi", "ağır" kitaplardan değil tahmin edersiniz ki. Minicik bir kitap, daha çok resim ve çizimlerden oluşuyor. Çok yorgun olduğunuz bir akşam böyle geçirilebilir belki (kitap yarım saat bile sürmedi ama olsun :)). 

Kitabın alt başlığıysa şöyle: "Yaratıcı Olmakla İlgili Kimsenin Size Söylemediği 10 Şey". Alttaki fotoğrafta da görülebileceği gibi Kleon daha yaratıcı olmanız için ihtiyacınız olduğunu düşündüğü 10 maddeyi sıralamış. Aslında Kleon, yaratıcı alanlarda çalışan, mesai harcayan hemen herkesin kendi kendine şöyle ya da böyle bulduğu yöntemleri, bahaneleri, rahatlatma cümlelerini, tavsiyeleri, motivasyon cümlelerini bir araya getirerek yaptığı çizimlerle birlikte yayımlamış. (Aşağıdaki liste de onun çizimlerinden birisi.)  

Kleon'un 10 maddesi
Kitap "yaratıcı alanlar" diye bahsedilen alanlardan birinde çalışmak isteyen, üretmen isteyen genç insanlar için yararlı olabilir. Zira daha tam olarak "büyüdüğünde" ne olacağını bilmeyen ama masa başı ya da ofis işlerinden herhangi birinde olmak istemediğini bilen üniversite tercihi yapacak genç dimâğlar için belki de yol üzerinde bir dönüş, ya da yol üzerinde kendilerinden daha emin adımlarla yürümeleri için bir sebep olacaktır.

Kitap, Picasso'da Kafka'ya, Tom Waits'ten Flaubert'e, Jack White'tan Maira Kalman'a kadar birçok farklı alandan yaratıcı insanların alıntılarından derlenmiş. Bu noktada yaratma derdinin yalnızca sizin ve Kleon'ın paylaştığı bir şey değil, daha büyük bir "sorun" olduğunu daha net görebilirsiniz.

Kleon için en önemli maddelerden birisi--kitap boyunca da görülebileceği gibi--okumaktır. Yazarın okumak, okumaya daha fazla zaman ayırmak, daha kaliteli okuma zamanları yaratmak üzerine epey düşünmüşlüğü var sanırım ( bkz. 1 - 2 ). Bu konuda çok da yalnız sayılmaz* birçok gazete, blog "nasıl daha fazla okunabileceğine" dair tüyolar veren yazılarla dolu. Her ne kadar teknolojiyle birlikte daha çok okuduğumuzu farz etsek de aslında okumak yerine göz gezdiriyoruz, ya da şöyle bir bakıyoruz. Twitter'da ya da Facebook'ta her karşınıza çıkan bağlantıya tıklamadığınıza eminim, hatta ilginizi çekip tıkladıklarını bile daha sonra okumak üzere Pocket, Read Later gibi uygulamalara kaydederek onları gerçekten okuma işlemini ileri tarihlere öteliyorsuzundur. 

Açıkcası çok fiyakalı laflar yazılacak ya da fazla fazla övülecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum--hatta yer yer fazlasıyla klişe--ama içinde hoşuma giden, ya da içten içe bildiğim ama başkasından duyunca (ve hatta okuyunca) "bak tek değilmişim" hissini veren kısımları var.











12 Mayıs 2016 Perşembe

Mürekkepbalığı Yeni Sayı Toplantısı

Mürekkepbalığı'nın okurları bilirler, son sayımızdan bu yana bir yıldan fazla zaman geçti. Geçen yıl Şubat ayında dağıtımını yapmıştık, benim çalıştığım ilk sayıydı, dergininse 4.sayısı. O zamandan bu zamana çalıştık durduk, bir yandan başka işler yapmanın yükümlülükleri bir yandan ülke mecburiyetleri bir yandan da ekonomik zorluklar derken bu kadar vakit araya girmiş oldu. Biz yine de dergi için çalışmayı hiç bırakmadık, yazıları toparladık, fotoğrafları çektik, seçtik, röportajlar yaptık, düzeltmeleri yaptık, sonunda da istemeden verdiğimiz bu kadar arayı telafi edebilmek için iki sayı birlikte çıkma kararı aldık. Balığımızın son sayı aslında 2 sayıdan oluşuyor, 5. ve 6. sayı, dolu dolu 98 sayfa. Kapağımızda da görüldüğü gibi içerik güzel konulardan oluşuyor. :) 

Daha önce toplantılarımızda not ettiğimiz ama bir türlü hayata geçiremediğimiz aylık konuşmalar yapma, bir araya gelme fikrini, Plumon'dan Selin Hanımla yaptığımız toplantıda bir sonuca bağlayabildik. Nihayetinde hem yeni sayımızın çıkışını kutlamak hem de Plumon'a ek olarak alınan ama şimdilik Mürekkepbalığı müzesi gibi kalan dükkanın ilk açılışını yapmak üzere 10 Mayıs'ta bir araya geldik. Yalnızca bugünde değil tüm yol boyunca bizleri yalnız bırakmayan şahane okurlarımıza bir kez de buradan teşekkür ederim, verdikleri destek çok önemli.

Derginin dağıtımına salı günü başlandı, bugün de abonelere gönderimi başladı. Umarım yeni sayımızı beğenirsiniz. Daha nice sayıların kutlamalarında bir araya gelmek ümidiyle..

M.











22 Ocak 2016 Cuma

Francis Bacon Kronoloji (En)

Tezimi Francis Bacon'in Denemeler (Essayes or Counsels, Civil and Moral) eseri üzerine yazıyorum, kaynak toplama aşamasında yaptığım ilk işlerden birisi kronoloji oluşturmaktı. Bu yöntem sayesinde günümüzden 300-400 yıl öncesini çok daha rahat bir şekilde görebiliyorum. Böylece belirli fikirlerin Bacon tarafından mı yoksa dönemin ortak bir düşüncesi olarak mı ortaya çıkıp çıkmadığı hakkında ipuçları yakalayabiliyor ve buradan hareketle başka yerlere geçebiliyorsunuz.

#DigitalHumities alanı bu şekilde gelişmeye devam ederse, yakında daha rahat şekillerde de görebileceğiz gibi, heyecan verici bir durum.

Üstadın doğum günü şerefine blogta bir şeyler paylaşayım istedim fakat yaşamını yazması biraz sıkıcı (ve şu an benim için vakit kaybı) bu sebeple tez çalışmama yardımcı olsun diye çeşitli kaynaklardan bir araya getirdiğim I.Elizabeth-I.James dönemi 1561-1626 yılllarını kapsayan bir kronoloji ortaya çıktı. Denk geldikçe bir araya getirdiğim bu kronolojide her madde için ayrı bir kaynak gösteremiyorum, herhangi bir maddeye itiraz gelirse kontrolunu sağlamaya çalışırım.

Aşağıda Bacon'ın doğumundan 22 Ocak 1561, ölümüne 9 Nisan 1626 kadarki süreç İngilizce olarak verilmiştir.

KBO*



***

1561
19 August - Mary, Queen of Scots returns to Scotland.
O'Neill's rebellion in Ireland.
22 January – Birth of Francis Bacon


1562
Council of Trent session III.
Elizabeth's secret Treaty of Richmond, with French Huguenots.
26 May - Shane O' Neill leads a second rebellion in Ireland.
1 March - The Duc de Guise orders a massacre of Huguenots at Vassay, which begins the wars of religion in France.
22 September- Elizabeth signs the Treaty of Hampton Court, which gives assistance to the French Huguenots.
October - Elizabeth is seriously ill with small pox.


1563
The Thirty Nine Articles are issued, which define the Anglican faith.
John Foxe's "Acts and Monuments" or as it is better known, "Book of Martyrs," is published.
Plague in London.


1564
6 February - Birth of Christopher Marlowe.
8 February - Michaelangelo Buonarroti dies in Rome age 88.
15 February - astronomer Galileo dies.
11 April - Peace of Troyes : Peace between England and France. England renounces claim to Calais, on payment by French of 222,000 crowns.
23 April - Reputed birth of William Shakespeare.
27 May - John Calvin dies in Geneva.
25 July - Maximilian II succeeds as Holy Roman Emperor, as King of Austria, Bohemia and Hungary on death of Ferdinand I. Rest of Hapsburg dominions pass to the Archduke Charles.


1565
29 July - Mary Queen of Scots marries Henry Stuart, Lord Darnley.
Other Events
Kat Ashley, Elizabeth's old governess, dies.
Sir John Hawkins introduces Tobacco to England.


1566
9 March -The murder of David Rizzio by Darnley and his friends.
19 June - James VI (and later I of England) is born.
10 November - Robert Devereux, the future Earl of Essex.


1567
10 February - Darnley is murdered at Kirk O Field, Scotland.
24 April - Mary Queen of Cots is "abducted" by James Hepburn, Earl of Bothwell.
15 May - Mary, Queen of Scots, marries James Hepburn, Earl of Bothwell, after his marriage is annulled.
2 June, Shane O Neill, Earl of Tyrone, is assassinated.
24 July - Mary is forced to abdicate. Mary's son, James, is proclaimed King of Scotland.
29 September - Huguenot conspiracy of Meaux to capture Charles IX provokes the second phase of the wars of religion in France.
6 October - Margaret of Parma resigns the regency of the Netherlands. The Duke of Alva takes complete command.


1568
23 March - Treaty of Longjumean ends second phase of French wars of religion.
2 May - Mary Queen of Scots escapes from Lochleven.
16 May - Mary takes refuge in England. But her relief is short lived, as she is imprisoned.
23 May - William of Orange defeats a Spanish force at Heiligerlee. This marks the beginning of the Revolt of the Netherlands.
30 September - Eric XIV is depose as he has shown signs of mental illness, and replaced by his brother John III.

Other Events
The first Eisteddfod for Welsh music and Literature is held at Caerwys.
The English Catholic College of Douai founded by William Allen.
Elizabeth seizes the treasure of a Spanish fleet driven into Plymouth.


1569
9 November - The Northern Rebellion against Elizabeth I breaks out.

1570
20 February - Northern Rebellion completely defeated.
23 January - James Stewart, Earl of Moray, (half brother of Mary Queen of Scots and Regent of Scotland in King James VI's minority) is assassinated. 25 February - Elizabeth is excommunicated by the Pope (The Papal Bull).
8 August - The Peace of Germain-en-Laye ends the third period of the French Wars Of Religion.

Other Events
Potato is introduced to Europe from Spanish America


1571
23 January - The Royal Exchange is opened.
The Ridolfi Plot to assassinate Elizabeth.
7 October - The Battle of Lepanto. The Ottomans, who have been threatening east Christendom for the past century, are defeated.


1572
16 January - Thomas Howard, Duke of Norfolk, is tried for treason (for conspiracy in the Ridolfi Plot).
22-24 August - The Massacre of St Bartholomew's Eve, in which over 6,000 French Protestants are murdered, provokes the fourth phase of the French Wars Of Religion.
2 June - Thomas Howard, Duke of Norfolk, becomes the first nobleman of Elizabeth I's reign to be executed for treason.


1573
11 May - Poland elects its first King, choosing Henri of Valois. The election was paid for by Catherine de Medici.
6 July - Peace of Bolougne, ends the fourth phase of the French Wars Of Religion.
BACON attends to Trinity College, Cambridge with his brother Anthony (1573-75)

1574
23 February - Fifth phase of the French Wars Of Religion breaks out.
30 May - Charles IX dies aged 24. He is succeeded by Henry III, who abandons the throne of Poland and returns to France. Poland is left without a king.
Richard Burbage opens the first Theatre in England, simply called "The Theatre".
12 December - Suleiman the Magnificent, Sultan of the Ottoman Empire, dies after falling in his bath. His son, Murad III, becomes Sultan, and has his brothers strangled in his presence.


1575
14 November - Elizabeth I refuses the sovereignty of the Netherlands.
14 December - Stephen Bathroy, Prince of Transylvania, is elected the new King of Poland.

Other Events
Elizabeth visits Robert Dudley, Earl of Leicester, at Kenilworth, amidst spectacular entertainments.


1576
6 May - Peace of Monsieur ends the fifth phase of the French Wars Of Religion.
12 October - Holy Roman Emperor, Maximilian II, dies aged 49. He is succeeded by his son, Rudolf.
Bacon enters Gray’s Inn with Anthony to train in law. Then same year sent to Paris, stay with Amias Pamlet (until 1579)

1577
17 August - The Peace of Bergerac ends the sixth phase of the French Wars of Religion.
13 December - Sir Francis Drake sets out on the first English voyage around the world.


1578
12 March - James VI takes over the reigns of government in Scotland, the Earl of Morton resigning the Regency.
4 August - Sebastian I of Portugal is killed in a battle in north-west Africa. He is succeeded by Cardinal Henry.
1 October - Don John of Austria dies of fever.


1579
Rebellion in Ireland.
Simier comes to England in an attempt to negotiate a marriage between Queen Elizabeth I and Alencon.
Bacon returns to England after his father’s death. Settles in Gray’s Inn. Anthony left the country.

1580
5 June - A Proclamation is made to restrict the growth of London.
25 August - Philip of Spain invades Portugal, defeating the Portuguese army, and is proclaimed King of Portugal as Philip I.
26 September - Drake enters Plymouth Harbour after having circumnavigated the globe.
26 November - Peace of Fleix ends the seventh phase of the French Wars Of Religion.
MP for Bossiney in the brief Parliament of that year.

Other Events
Death of the famous architect Palladio.
Jesuit missionaries arrive in England.

1581
4 April - Francis Drake is knighted.
Francis, Duke of Alencon, comes to England to further the negotioations for Queen Elizabeth's hand in marriage.
1 December - English Jesuit Edmund Campion is executed.
7-11 November - A marriage treaty is signed between Queen Elizabeth I and Alencon.

1582
18 March - An assassination attempt against William of Orange, leader of the Dutch revolt against Spanish rule. He is seriously injured and loses the ability to speak. He afterwards becomes known as William The Silent.
22 August - James VI is captured by the English party whilst out hunting. He is kept in captivity until June 1583.
5 October - The Gregorian Calendar is adopted in Catholic countries. Consequently, the 5 of October becomes the 15th.

Other Events
Plague in London.

1583
20 December - John Somerville is executed for a plot to assassinate Queen Elizabeth I.

Other Events
The Irish rebellion is defeated.
Ivan IV kills his son, Ivan, in a fit of rage.
William of Orange accepts the sovereignty of the northern Netherlands.


1584
18 March - Death of Ivan the terrible (Tsar of Russia).
9 June - Death of Francis, Duke of Alencon.
10 July - Assassination of William of Orange.
10 July - Francis Throgmorton is executed for conspiring a Spanish invasion of England.
MP Weymouth and Melcombe Regis ( a seat sponsored by the Earl of Bedford, to whom he was related via his aunt Elizabeth.)

Other Events
The Bond of association is formed, in which loyal subjects of the Queen pledge allegiance to her and promise to avenge her murder should it take place.
Sir Walter Raleigh sails to Virginia.
The Spanish Ambassador, Mendoza, is expelled from England.


1585
29 June - Elizabeth again refuses sovereignty of the Netherlands.
7 June - The first English colony in America is established at Roanoke Island, Virginia.
14 August - Elizabeth issues a declaration that she is taking the Netherlands under her protection.
3 September - Treaty of Nonsuch.
The English expedition to the Netherlands under the leadership of Robert Dudley, Earl of Leicester. War with Spain begins as a result.
Delivers maiden speech in Parliament on a bill concerning wards.

1586
1 July - Treaty of Berwick, in which Elizabeth I and James VI form a league of amity.
17 July - The Babington Plot to assassinate Queen Elizabeth I and put Mary, Queen of Scots, on the throne is discovered by Francis Walsingham.
20 September - Anthony Babington and his fellow conspirators are executed.
22 September - The Battle of Zutphen.
11-14 October - The trial of Mary, Queen of Scots, for her supposed complicity in the Babington Plot.
17 October - Sir Philip Sidney dies of wounds received in the Battle of Zutphen.
25 October - Sentence is pronounced against Mary, Queen of Scots.
12 December - King Stephen of Poland dies and is succeeded by the son of the Swedish King, Sigismund.
Becomes Reader at Gray’s Inn; sits as MP for Taunton; speaks in favour of the execution of Mary Queen of Scots (held in the custody of Sir Amias Paulet)



1587
1 February - Elizabeth signs the death warrant of Mary, Queen of Scots.
8 February - Execution of Mary, Queen of Scots at Fotheringay Castle.
19 April - English attack Spanish fleet at Cadiz.
18 August - The first English child to be born in North America, Virginia Dare, is born on Roanoke Island.


1588
8 August - Defeat of the Spanish Armada.
4 September - Death of Robert Dudley, Earl of Leicester.
4 April - Frederick II of Denmark dies, aged 53, and is succeeded by his 10 year old son, Christian IV.
Death of the earl of Leicester. Francis enters the circle of the earl of Essex; Anthony joins him in 1592 after his return from France following the death of Elizabeth’s spymaster, Walsingham.

1589
5 January - Death of Catherine de Medici.
13 April - Francis Drake and Sir John Norris lead a campaign to Portugal.
31 July - Henry III of France is murdered.
MP for Liverpool (sponsored by Walsingham). Commissioned to write An Advertisement Touching the Controversies of the Church of England in response to the Marprelate controversy; Burghley grants Bacon the reversion of the Clerkship to the Council of the Star Chamber (a post worth a substantial annual sum, but which he did not actually obtain for twenty years)


1590
6 April - Death of Sir Francis Walsingham.


1591
Essex leads the English expedition to Brittany in an attempt to aid Henry IV.
Increased severity against Recusants.
20 November - Death of Sir Christopher Hatton.
Trinity College is founded by Queen Elizabeth I.


1592
Clement VIII is now Pope.
Plague in London.
The Rose Theatre is opened.
Commissioned to write Observations upon a Libel in response to a Jesuit anti government invective; composes a performance piece for four speakers, ‘Of Tribute’, possibly as an entertainment at Gray’s Inn, probably on Essex’s behalf
.

1593
25 July - Henry IV converts to Catholicism.
Further measures taken against recusants.
Plague in London.
1 June - Christopher Marlowe is killed.
Theatres are temporarily closed.
Anthony Bacon moves into Francis’s chambers at Gray’s Inn. Essex joins the Privy Council. Francis speaks in Parliament, opposing the granting of a subsidy to Queen Elizabeth; Burghley informs him that Elizabeth is furious. Subsequently she fails to promote him
.

1594
22 March - Henry IV crowned King of France.
Becomes Learned Counsel (personal legal advisor) to Elizabeth; composes Gesta Grayorum for the Gray’s Inn revels.


Other Events
Beginning of a series of bad harvests.
Cardinal William Allen dies.
Frobisher dies.


1595
2 February - Execution of English Jesuit, Robert Southwell.
Raleigh's voyage to Guiana.
6 January - Ottoman Sultan, Murad III, dies and is succeeded by his son, Mohammed III, who has his 19 brothers murdered.
23 July - The Spanish land in Cornwall and burn Penzance and Mousehole.
Vigorous but unsuccessful campaign by Essex to have Bacon made Solicitor General. Bacon writes Accession Day Device on behalf of Essex for the queen’s birthday on 17 November, but begins to distance himself publicly from the earl thereafter.

1596
June/July - Essex's success at Cadiz.
Death of Sir Francis Drake.
Writes Maxims of the Law

1597
Unsuccessful expedition against the Spanish under the leadership of Essex.

Second Spanish Armada is defeated by bad weather.First edition of Bacon’s Essays, which have been circulating in manuscript, published together with his Meditationes sacrae and Colours of Good and Evil. Dedicated to Anthony Bacon but presented to Essex with an effusive private dedication, ‘to whose disposition and commandment I have entirely and inviolably vowed my poor self, and whatever appertaineth unto me’
4 August - Death of William Cecil.
14 August - Irish forces defeat the English at the Yellow Ford on the Blackwater River.
13 September - Death of Philip II of Spain. Succession of his son, Philip III.
Other Events
End of the French Civil War.
Publication of Love's Labour's Lost, the first play published under Shakespeare's name.

1599
13 January - Death of The Faerie Queene author Edmund Spenser.
25 April - Birth of Oliver Cromwell, future Protector of England following the English Civil War of the seventeenth century.
Other Events
Essex is made Lord Lieutenant of Ireland and sent there. He returns without the Queen's consent and is imprisoned.
Globe Theatre in London is opened.
1600
5 October - Henry IV of France marries Marie de Medici.
5 August - Gowrie Conspiracy in Scotland - James VI is seized by Lord Gowrie, but later rescued.
Other Events
English East India Company is founded.
Robert Devereux, Earl of Essex, tried for misdemeanours after his return from Ireland.
1601
7-8 January - Essex Revolt against Queen Elizabeth I.
19 February - Essex is tried for treason.
25 February - Robert Devereux, Earl of Essex, is executed.
20 November - Queen Elizabeth delivers her "Golden Speech".
Other Events
A force of 3,000 Spaniards arrive in Ireland to aid the Irish rebellion.
1602
English Fleet captures a Portuguese treasure ship. Small pox epidemic.
1603
24 March - Death of Queen Elizabeth I. James VI of Scotland becomes James I of England.
1598
15 April - Henry IV of France issues the Edict of Nantes which tolerates Protestants.

Following Essex’s rebellion, Bacon escapes prosecution when others in Essex’s service are implicated and executed with him. Bacon is appointed one of the prosecutors at his trial for treason and writes A Declaration of the Practices and Treasons Attempted and Committed by Robert, Late Earl of Essex. Anthony Bacon is not prosecuted because of his ill health; he dies shortly thereafter.


Knighted by James I upon his accession to the throne after the death of Elizabeth I; gains favour with the king as brother of the deceased Anthony, since Anthony, unlike Francis, had con- tinued to support Essex to the end. Bacon writes A Brief Discourse Touching the Happy Union of the Kingdoms of England and Scotland.


1604
Appointed Learned Counsel to the king
August - James I ends the war with Spain. (One of James I's first acts of foreign policy was to end the long war with Spain, which had continued intermittently for 20 years. The resulting Treaty of London was largely favourable to Spain, but was also an acknowledgement by the Spanish that their hopes of bringing England under Spanish control were over. The end of the war greatly eased the English government's near bankrupt financial state. England and Spain were at peace for the next 50 years.)


1605
5 November - Gunpowder Plot to assassinate James I is discovered: In 1604, a group of English Catholics, angered by James I's failure to relax the penal laws against their co-religionists, hatched a plot to blow up the king and parliament by igniting gunpowder barrels concealed in a vault beneath the building. The plot was discovered before it could be carried out. The conspirators, including Guy Fawkes after whom the plot is often known, were either killed resisting arrest, or captured and then executed by being hanged, drawn and quartered.
Publishes Two Bookes of the Proficiencie and Advancement of Learning, Divine and Humane – generally known as The Advancement of Learning – a blueprint for how to improve the state of learning in the kingdom designed to flatter the king, who prided himself on his intellectual interests.

1606
Marries fourteen-year-old Alice Barnham for her fortune (Bacon was forty-five); eyewitnesses describe the wedding of Bacon to ‘his young wench’ as a sumptuous affair


1607
September - Irish Earls flee to the continent fearing arrest:Following their defeat in the Nine Years' War, Hugh O’Neill, Earl of Tyrone and Rory O’Donnell, Earl of Tyrconnell were treated leniently by the victorious English government of Ireland and allowed to retain their lands and titles. But in 1605, the new lord deputy, Arthur Chichester, began to restrict their authority. Fearing arrest, the two fled to the continent with 90 family members and followers - the 'Flight of the Earls'. This marked the end of the power of Ireland’s Gaelic aristocracy.
Makes supremely eloquent speech to Parliament in favour of the union of Scotland and England; appointed Solicitor General.



1609
Plantation of Ulster sees Protestants moving onto confiscated Irish land: In the wake of the Nine Years' War, James I determined to secure Ulster for the Crown through a systematic settlement programme. Protestants from England and Scotland were encouraged to move to Ulster, cultivate the land and establish towns. These 'planters' moved onto land confiscated from its Gaelic Catholic inhabitants. The plantation was often organised through guilds and corporations. The London companies were granted the city of Derry, thereafter known as Londonderry.  
De sapientia veterum (Wisdom of the Ancients) published.


1610
Death of Bacon’s mother, who had descended into mental infirmity some years earlier
.

1611
'King James Bible' is published: By the end of the 16th century, there were several different English bibles in circulation and the church authorities felt a definitive version was needed. The 'Authorised Version of the Bible' (also known as the 'King James Bible') was commissioned in 1604. It became the most famous English translation of the scriptures and had a profound impact on the English language.

1612
Publishes second and expanded edition of his popular Essays.

1613
14 February - James I's daughter Elizabeth marries Frederick V, Elector Palatine The eldest daughter of James I and Anne of Denmark, Princess Elizabeth, was widely admired for her beauty, spirit and charm. She married Frederick V, Elector of the Rhine Palatinate, at the age of 16 and travelled with him to Heidelberg. Six years later, Frederick was elected king of Bohemia, but he and Elizabeth were driven out of the country by Catholic forces soon afterwards. It was through Elizabeth's descendants that the House of Hanover came to inherit the English throne.

1614
Appointed Attorney General; devises Masque of Flowers to honour the marriage of Robert Carr, earl of Somerset, and Frances Howard, performed on Twelfth Night.

1616
23 April - William Shakespeare dies: William Shakespeare was an English poet and playwright, popular in his time but subsequently regarded as the greatest writer in the English language. He wrote numerous sonnets and poems as well as more than 30 plays, including A Midsummer Night's Dream, The Merchant of Venice, Henry V, Richard III, Macbeth, Hamlet and King Lear.
Privy Councillor; presides at the successful trial of Frances Carr and Somerset for the murder of Thomas Overbury. Frances was subsequently pardoned, Somerset executed. Bacon gains the favour of the duke of Buckingham

1617

Bacon closely involved in the meteoric rise of Buckingham. Appointed Lord Keeper of the Great Seal; takes up residence in his father’s house (and his own birthplace), York House in London.

1618
January - Appointed Lord Chancellor. Presides over the successful prosecution and subsequent execution of Sir Walter Ralegh.
July - Raised to the peerage as Baron Verulam.

1619
First record of Africans in British North American colonies: The first Africans who arrived in Jamestown, Virginia were not slaves but indentured servants. However, over the course of the 17th century their status gradually shifted so that more and more became slaves. Race-based slavery soon became central to the economy of the British colonies in North America.
Bacon and the king both ill with the stone. Queen Anne dies (James does not attend her funeral)

1620
August - 'Pilgrim Fathers' sail for America in the 'Mayflower': A group attempting to escape religious persecution in England sailed for the New World and landed at Plymouth Rock, Massachusetts. They became known as the 'Pilgrim Fathers', and are often portrayed as the founders of modern America. In reality, the first permanent British colony in North America was Jamestown in Virginia, founded by Captain John Smith in 1607. Jamestown was established on behalf of the London Company, which hoped to make a profit from the new colony for its shareholders.
October - Publishes first edition of Instauratio magna (Great Instauration, including The New Organon) in Latin.

1621
Created Viscount St Albans in January. Impeached in May in the House of Lords for accepting bribes; briefly imprisoned at the end of May but released to house arrest on 2 June; retired to his house at Gorhambury on 23 June. Thereafter he returned only occasionally to York House in London to ‘take physic and provide for his health’.

1622
Publishes History of Henry VII in March (previously presented in manuscript to James in October 1621 in a bid to return to favour); publishes History of Winds and History of Life and Death in November (presenting the latter to Buckingham in January 1623)

1623
Publishes De augmentis scientiarum, the Latin translation and elaboration of The Advancement of Learning.

1624
Apophthegms and A Translation of Certain Psalms into English Verse published.

1625
27 March - King James dies and is succeeded by his son Charles I: James I was struck down by what contemporaries described as 'a tertian ague' and died in his bed at Theobalds, in Hertfordshire, at the age of 57. He was succeeded by his only surviving son, Charles, then 24-years-old, who was proclaimed as king at the gates of Theobalds a few hours later.
17 May - Barbados comes under British control: Captain John Powell landed in Barbados in 1625 and claimed the island as a British Caribbean colony. He returned two years later with a group of settlers and Barbados was developed into a sugar plantation economy using at first indentured servants and then slaves captured in West Africa.
Bacon officially dismissed from the Privy Council in April. Bacon publishes his further enlarged Essayes, or Counsels, Civill and Morall.


1626 
9 April - Bacon dies at the Highgate home of the earl of Arundel, having been taken violently ill on the return journey to Gorhambury after a visit to York House in London to take physic; 20 April, his widow Alice marries her late husband’s gentleman usher, John Underhill, Bacon’s chaplain, William Rawley, publishes commemorative volume of Latin poems in Bacon’s memory; Rawley begins posthumous printing of Bacon’s unpublished papers: Sylva sylvarum and New Atlantis printed together with preface by Rawley.

1629-58
Rawley publishes Certain Miscellany Works (1629), Operum moralium et civilium tomus (1638), Resuscitatio (with ‘Life’ by Rawley) (1657) and Opuscula varia posthuma (1658).