makale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2017 Perşembe

(Makale) "Bacon’ın De Sapientia Veterum’unda Mitlerin Politik Yorumu Üzerine Bir İnceleme"

Kutadgubilig Felsefe - Bilim Araştırmaları dergisinin 33.sayısı çıktı! Bu sayıda benim de "Bacon’ın De Sapientia Veterum’unda Mitlerin Politik Yorumu Üzerine Bir İnceleme" başlıklı makalem bulunuyor. 

De Sapientia Veterum (DSV) ya da Eskilerin Bilgeliği Üzerine Bacon'ın ilk kez 1609 yılında  Latince olarak yayınladığı kitabıdır. Toplamda 31 Yunan-Latin mitinin kendi toplumundaki (16.yy sonu - 17.yy başı İngilteresi) yansımalarını kıyasladığı metinlerden oluşur. Bacon'ın külliyatı içinde önemli bir yeri olan DSV felsefî ve politik konuların yanı sıra Bacon'ın toplumsal ve ahlaki gözlemlerini de içerir. Metin, maalesef, şimdiye kadar Türkçe'ye çevrilmemiştir. [Umarım bu boşluğu yakında tamamlayabiliriz.] Bazı bölümlerinin çevirileri Seçme Aforizmalar'da (Haz. C. Cengiz Çevik, İş Kültür, 2008) bulunabilir. Bu makalenin esere aşınalık kazındırmada yararlı olabileceğini umuyorum.




Künye: Çakan, Melike. "Bacon’ın De Sapientia Veterum’unda Mitlerin Politik Yorumu Üzerine Bir İnceleme." KutadgubiligMart 2017 (No. 33) s.171-190. Baskı.

Abstract: This study aims to discuss myths—in particular political related—from Francis Bacon’s (1561-1626) De Sapientia Veterum (The Wisdom of the Ancients). In the preface of De Sapientia Veterum Bacon writes that the myths of antiquity are covered with veil and if someone dares to lift it up, one can find the lost wisdom of the ancients. Throughout the work he tries to prove this point. According to Bacon there are two main reasons of using myths: to hide truth or to show truth. He writes his interpretations to show truth. In addition to De Sapientia Veterum, Bacon uses mythological factors in his other works, such as the Essays and the Advancement of Learning. Therefore, while discussing the mythological factors in De Sapientia Veterum, his other works as well as his own experiences and observations will be used. 
Keywords: Francis Bacon, De Sapientia Veterum, Wisdom of the Ancients, Myths, Politics, England. 

Özet: Bu çalışma Francis Bacon’ın (1561-1626) De Sapientia Veterum (Eskilerin Bilgeliği Üzerine) adlı eserindeki mitlerden politik olanlarını incelemektedir. Bacon De Sapientia Veterum’nin önsözü için kaleme aldığı metinin hemen başında mitolojideki kıssaların "adeta duvakla" örtülü olduğunu ve bu duvak kaldırıldığında altından eskilerin kayıp bilgeliğinin çıkacağını iddia eder, eser boyunca verdiği öğüt ve analizlerle bir nevi bunu kanıtlamaya çalışır. Bacon’a göre mitler iki amaç için kullanılır: gerçeği gizlemek ya da gerçeği daha görünür kılmak. De Sapientia Veterum’de aldığı mitleri ikinci amacı için yazar. Bununla birlikte Bacon’ın diğer eserlerinde de mitolojik öğelere rastlamaktayız. Bu yüzden De Sapientia Veterum’daki politik bağlamda ele alınan mitolojik öğeleri hem Bacon’ın şahit olduğu ve bildiği tarihsel örnekleri hem de diğer eserlerindeki benzer yaklaşımlarını göz önünde tutarak değerlendiriyoruz.



--

Academia.edu 

Satın almak için: Kitapyurdu 


10 Ekim 2013 Perşembe

(1) Essay: etimolojik izleri

Neredeyse her yayınevinin yalan yanlış bastığı, en ucra kitapçılarda bile bulunabilen bir kitap olan Montaigne'in Denemeler'indeki deneme yani essai yani essay bu yazının konusu olacak. 

Bilebildiğimiz kadarıyla ilk defa Montaigne tarafından kullanılan bu kelime Fransızca (essai) "deneme", "dava" anlamına gelir, İngilizceye de bu kökten geçer. OED'ye baktığınızda, sizi assay ismine yönlendirir; essai kelimesinin eski Fransızca halidir, Latince exagium "dengekelimesinden gelir; OED, Roma'da geniş bir şekilde "sınav, test, dava" anlamlarında kullanıldığını not eder. Bu as- öneki kullanımı Fransızcada da kendini es- önekine bırakıyor, İngilizceye de 16. yüzyıldan itibaren essay olarak varlık gösteriyor. 

Görülen kelimenin Latince kökeninden beri "deneme" anlamını koruduğudur. Türkçeye "deneme" olarak gelmesi, anlamın korunduğunun da bir göstergesi olabilir. Kullanımda bir nüans var, anlamda kayma olmaması için dikkat etmek iyi olur kanımca: "essay" kelimesini "deneme" anlam olarak karşılar, "article" kelimesini ise "makale" tam karşılar. Kullanım şekilleri de farklı olduğu için, birbirinin yerine kullanıldığında istenilen mana verilemeyebilir. Herhangi bir sözlük karıştırıldığında karşılaşılacak basit haliyle deneme kelimesinin tanımı şöyledir: bir yazarın belli bir konuya ilişkin kişisel duyu ve düşüncelerini anlattığı kurgu olmayan düz yazı metinleridir. 



Fransızcada ilk kez Montaigne deneme yazarken, İngilizcede ise ilk kez Francis Bacon yazmıştır. İlginçtir ki, bu özelliğiyle bile İngiliz filologların dikkati bir türlü üzerine çekememiştir. 


3 Aralık 2011 Cumartesi

Falstaff

Neredeyse iki yüz elli yıldır İngilizler ve Amerikalılar Shakespeare’in Falstaff karakteri üzerine Maurice Morgann’ın kitabından1 da alıntılarla yazı yazıyorlar. Şüphesiz neredeyse tüm eleştirmenler Falstaff’ın İkinci Tetraloji’nin en dikkat çekici karakteri olduğunu kabul eder. Öyle ki, üstüne bir sürü makale yazılmış, tiyatro oyunu sahnelenmiş, film çekilmiştir.

İlk olarak, tarih oyunlarının İkinci Tetraloji’sinin Henry IV,I oyununda ortaya çıkmış bu oyun kahramanı, bu oyundan sonra gelen Henry IV,II ve Henry V ve The Merry Wives of Windsor (Windsor’un Şen Kadınları) oyunlarında da yer alır. Elizabeth dönemi seyircisi tarafından da çok sevilen Falstaff karakteri, Shakespeare’in en çok ilgi gören kahramanı haline gelmiştir.

Henry IV,I de onu gördüğümüz ilk sahnede ya da savaş meydanı sahnesinde ve yahut Gadshill’deki soygun sahnesinde de gördüğümüz gibi, Falstaff korkak ve onursuz bir karakteri temsil etmektedir.

Savaş sahnesinde caka satan bir asker rolü üstlenir ve Prens Henry’nin öldürdüğü Henry Percy’i kendi öldürmüşçesine savaş meydanında sürükler ve Prens Henry’nin de bulunduğu bir topluluğun içinde Percy’yi öldürdüğünü iddia eder. Bu davranışıyla, onun nasıl bir “asker” olduğunu seyirci çok daha iyi anlar çünkü Shakespeare Henry’ler arasındaki dövüş sırasında Falstaff’ın ne yaptığını da seyirciye gösterir.

Yaptığı tüm hataları kıvrak zekâsı ve mizah anlayışı ile görünmez hale getirebiliyor ki hataları dediğimiz şeyler hep bu yetenekleri yüzünden meydana geliyor. Bahsettiğimiz yetenekler, onun seyirci çeken karakterini oluşturan temel unsurlardır.

Shakespeare’in niçin Falstaff karakterini yarattığı sadece Morgann’ın ya da Tolman’ın merak konusu değildi, hemen her Shakespeare eleştirmeni bu konuda bir şeyler karalıyordu ve genellikle çoğu, Dumas’tan Ibsen’e birçok oyun yazarının örneklendirdiği gibi, oyuna bir karşıtın konması gerektiği sonucuna vardı. Konulan bu karşıt ile anlatılmak istenen şeyler seyirci için daha rahat anlaşılabilir hale geliyordu. Unutmamak lazım ki, Shakespeare eserlerini sahnede oynansın diye yazardı.

Peki, Falstaff’ı diğer II.Richard’tan ya da V.Henry’den daha cazip kılan şey neydi?

Orson Welles’in 1965 yapımı Chimes at Midnight isimli filmi ana karakter (protoganist) olarak Falstaff’ı ele alır, senaryo İkinci Tetraloji’nin tüm oyunlarını (II.Richard, IV.Henry,I-II, V.Henry) ve The Merry Wives of Windsor oyununu da kapsar. Filmi seslendirenin dizeleri ise Holinshed’in Vâkayinameler’ine dayanır ki, bunlar Shakespeare’in bu oyunları yazarken bizzat kullandığı kaynaklardır.

Verdi’nin ise 1893 yapımı Falstaff adlı commedia lirica türünde bir opera oyunu vardır. Oyun, The Merry Wives of Windsor ve I. IV. Henry oyunlarından bölümler kapsar. Giuseppe Verdi, daha önce Shakespeare’in Macbeth ve Othello oyunlarını da operalarını hazırlamıştır ama hiçbiri Falstaff kadar ilgi çekici olmamıştır. Falstaff, müzik kritikleri tarafından da oldukça ilgi çekici olmuştur.

Albert H. Tolman’a2 göre Falstaff VI.Henry’nin iki bölümünün de temel unsurudur, bir seferde bazı bazı birlikte güldüğümüz bazı bazı ise ona güldüğümüz, eğlenceyi başlatan karakterdir, Gadshill’deki soygun sahnesi bunun için güzel bir örnektir.

Elmer Edgar Stoll’un3 söylemine göre, Morgann “gerçek bir Romantik” gibi okuma yaptı ve bunun sonucunda Falstaff’ın bu denli çekici gelmesini şöyle açıkladı: “Henry IV’un her iki bölümünde de Falstaff’ın üstümüzdeki etkisi acıma ve anlayış ile muhalefet halindedir.”

The Shakespeare Allusion-Book’un özetinden ilginç bir tablo çıkıyor, 1700 yılına kadarki tüm Shakespeare göndermelerinin toplandığı bir kitap olan The Shakespeare Allusion-Book’taki verilere göre Falstaff karakterine Hamlet’ten daha çok referans yapılmıştır.

Karakterin oluşumunda, edebiyat tarihinden aşına olduğumuz bir figürün belirgin izleri vardır. Falstaff karakteri bariz bir şekilde Plautus’un Miles Gloriosus oyunundaki Artotrogus karakterinin belirgin karakteristik özelliklerini bünyesinde bulundurur. Her ikisi de etrafındakilere boş gurur satmakla ve yaşamlarını en ucuz yoldan kazanmakla meşguldürler. Plautus’un tiplemeleri (stock character) oyun yazarları için iyi bir kaynaktır. J. W. Draper’a göre Falstaff “çok karmaşık bir karakterdir, aslıda birbiri içine geçmiş bir sürü tipin bir kombinasyonunu oluşturur.”

Falstaff’ın isminde, haddinden fazla alkol tüketmesinin yol açtığı, iktidarsızlığına dair bir cinas saklıdır. Bu ayrıntı, seyirciyi daha fazla güldürüye iteler. Bazı uzmanlar, Shakespeare’in kendi adındaki cinasa dikkat çekiyorlar; Fall- Staff, Shake-Spear.

Muazzam ölçüde şişman olan elli - elli beş yaşlarındaki bu beyaz sakallı adam geleceğin kralı olacak olan Prens Hal’ın bir çeşit akıl hocalığını yapar. Hal (Henry) ile aralarındaki bağ çok farklıdır, her ikisi de zamanının çoğunu İngiltere’nin tavernalarında geçirir. Eastcheap’teki çetede Prens’in zekâsına ulaşabilecek lafları edebilen tek kişi Falstaff’tır. Henry IV,II’nin sonlarına doğru meyhane arkadaşının Kral olduğunu duyunca saraya giden yaşlı Jack, Henry’den hiç beklemediği bir tepki alır. Kötü şöhretli geçmişinden kurtulmak isteyen Prens Henry kral olduğu zaman karşısına çıkan bu zevk düşkünü yaşlı adamı tanımamazlıktan gelir ve “Bu beyaz sakalları böylesi laflar yakışmıyor” minvalinde bir şeyler söyleyerek kapısından kovar, hatta cezaya çarptırır.

Falstaff’ın ölüm haberi Henry V oyununda gelir. Hostess Quickly “Nasıl öldü?” sorusuna “Bir kral, kalbini öldürdü.” diye cevap verir, tasvirinde ise Platon’un Sokrates’in ölümünü anlatırken kullandığı ifadeler vardır. Bu Shakespeare’in hayalî kahramanı Falstaff’ın son kez seslendirildiği sahnedir.