ingilizce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingilizce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2013 Cumartesi

Amerikan mi İngiliz mi?

Bazen İngilizce makale ya da ödev hazırlarken yazdığınız kelimenin İngiliz İngilizce'si  (İİ) mi yoksa Amerikan İngilizce'si (Aİ) mi olduğunu karıştırdığınız olur. Yazılar genelde her ikisinin birbirine karışmış hali olarak ortaya çıkar bu pek hoşlanılmayan bir durumdur. Oxford Grammar Guide'da bu karışıklığa az buçuk yardımcı olacak küçük bir liste buldum, aşağıda paylaşıyorum, kolay gele: 

Listeden görüleceği gibi bazı kelimeler İİ'de -our ile biterken Aİ'de -or ile biter; bazıları İİ'de -tre ile biterken Aİ'de -ter ile biter; bazı fiiller İİ'de hem -ize hem de -ise ile bitebilirken Aİ'de ise sadece -ize ile biter. 


NOT: GB (Great Britain) İngiltere, US (United States) Amerika'yı sembolize eder.





11 Ocak 2013 Cuma

Villain derken köylü mü diyoruz kötü adam mı

Son dönemde Shakespeare'in Othello metni üstüne çalışınca aklıma metinde Othello'nun ağzından sıklıkla duyduğumuz ve zaman zaman da sizin Iago'ya söylemek istediğiniz villain kelimesinin hikayesi düştü. 

İngilizce'ye girişi, 1300'ler civarında Anglo-Fr.* ve Old Fr.** da kullanılan villain (köylü, alt tabakadan) isminin, ML*** villanus (çiftçi) isminden devşirilmesi sayesinde olur. villanus'un kökeni de Latince villa (kasaba/köy evi) isminden gelir. Şimdilerde kullanılan kötü, aşağılık anlamları ise 1822 de vücut bulmuş, sözlük açıklaması ise söyledir ve İngilizce'de kötü adam anlamı taşıyorsa the article i ile kullanılır: The character in a play, novel, etc., whose evil motives or actions form an important element in the plot. Also transf., esp. in phr. villain of the piece.   (OED) 

Kelimenin sanki bir aklama hali var gibi; aslen köylü, kaba saba anlamı taşıyan kelime 1800'lerde anlamını, edebiyatın da gelişmesi ile, kötü adam, antagoniste çevirir. Burada sanki eserdeki kötü adamı korumak için ya da onu haklı hale sokmak için bir neden barındırır: Bu adam bir kötülük yaptı ama bir de arka planına bak, nasıl bir yaşam sürdü der gibi. Bunu büyük ihtimalle kimse demiyordur, etimolojiye ilgisi olan açıp bakarsa böyle bir mana çıkarabilir bir de belki biraz Latince bilgisi olan. Çünkü, bizim eğitim sistemimizdeki İngilizce gramer dersleri sadece kalıpların ezberlenmesi üstüne kurulur, hem de sadece ilkokulda değil üniversitede de böyledir.    


Edebiyat tarihinin belki de en kötü adamı olan Iago'nun (sağdaki) temsili bir resmini ekleyerek sonlandıralım yazıyı, kendisi sadece kötülük için kötülük yapan tek (!) karakter olabilir, dahası için açıp Othello'yu okuyun derim: 









8 Kasım 2012 Perşembe

"Mihi nomen est ..." vs. "My name is ..." vs. "Benim adım ..."

İlkokulda öğretilen İngilizce derslerinin en geç beşincisinde "My name is ..." demeyi hemen her çocuk öğrenir ve bu cümleyle İngilizce bildiğini/öğrendiğini etrafa göstermeye çalışır. İngilizce gramer derslerinin hiçbirinde niçin "my name is ..." kalıbının kullanıldığı öğretilmez, sorulsa bile bunun kalıp olarak kullanıldığı cevabı gelir. Türkçe'de de İngilizce'deki gibi bir kalıp kullanırız "Benim adım ..." cümlede sadece aitlik bildiren ek vardır. Bu yazıda benim asıl ilgilendiğim kısım, Latince'deki kullanımıdır.   

Latince öğrenenleriniz varsa bilirler, ilk öğretilmeye başlandığı zamanlardan beri çeviri üstünden idame ettirilir. Orada "Benim adım ..." için "Mihi nomen est ...." kullanılır yani "Bana ... adı verildi". 

Fransız Marxist Althusser'in getirdiği "Ideological State Apparatuses" (I.S.A.) teorisini hatırlamak istiyorum. Bu, Althusser'in kendi ideloji tanımının ilk ayağıdır, ikincisi ise "Repressive State Apparatuses" (R.S.A.). Peki ne anlatır? I.S.A.'da aile, din, medya, eğitim, sanat, arkadaş grupları vs. tarafından sürekli olarak psikolojik baskıya uğradığımızı, bunun içten gelen bir baskı olduğunu söyler. Şöyle örneklendirelim; kaçımız kendi ismimizi seçtik; kaçımız gideceğimiz ilkokulu kendimiz bulduk ya da mensubu olduğumuz dini? Bunların her birine etken-edilgen içiçe geçmiş şekilde "sahip" oluyoruz, birer objeye dönüşerek. R.S.A. ise dıştan gelen baskılardır; hukuk, yasalar, polis vs. gibi. 

Şimdi dönelim Latince adımızın söylenmesine, öğrendiğim diller arasında bu denli bariz bir fark oluşturan tek dil Latince. "Bana ... adı verildi" (Mihi nomes est ...) Türkçe tercümeden de gördüğünüz gibi yapı edilgendir. Bu cümle, adın, verildiği kişi tarafından seçilmediğini açık bir şekilde ilan eder. Bu gramer farkı bilerek mi yapıldı bilmiyorum fakat Marksist okuma yaptığımızda diğer gramerlerden daha önce/üstte olduğu aşikar.