naturales quaestiones etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
naturales quaestiones etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Seneca feat. D'Anna


[2]Şunun azımız için geçerli olması hiç de şaşırtıcı değildir: Biz hem kendimizin 
yöneticisi hem de yüküyüz: Bazen kendimize duyduğumuz sevgiden, bazen de nefretten çekiyoruz. Kimileyin sefil zihnimizi kibirle şişiriyoruz, kimileyin arzuyla kabartıyoruz, başka zamanlarda ise onu hazla laçkalaştırıyor ya da kaygıyla tüketiyoruz. En kötüsü de hiç tek başımıza kalmamamızdır. [1]
Naturales Quaestiones'de Seneca'nın dikkat çektiği bu noktaya geçen yıllarda Yeditepe Üniversitesi'nde konferans veren Tanrılar Okulu isimli ünlü kitabın yazarı Stefano E. D'Anna da dikkat çekmişti. Belki de konuşmasından aklımda kalan tek soru: Aranızdan kaçınız tek başınıza vakit geçiriyorsunuz? olmuştu. Bu soruyu sorarken de bir alt soru daha sormuştu, daha doğrusu bir açıklama olarak, kitap okuyarak ya da müzik dinleyerek değil sadece kendinizle ne kadar vakit geçiriyorsunuz diye eklemişti.

Soruya eklenen son kısımla birlikte salonun belki çeyreği el kaldırmıştı.

Kendisine katlanmayı bilmeyenler, olayların ve insanların karmaşasını özler. (Naturales Quaestiones, 4.kitap, önsöz 1) 
Seneca'nın bu cümlesi galiba salonun yarısından fazlası için bir açıklama haline geldi.

D'Anna'nın yukarıda ismini zikrettiğim kitabını okumadım hatta ne anlattığından bile haberim yok, sadece Seneca'nın bu paragrafını okuduğumda bir anda D'Anna'nın dedikleri aklıma geldi ve en azından aralarındaki bu fikir benzerliğinden haberdar olunsun istedim.




7 Ağustos 2012 Salı

Seneca'dan güzel bir öğüt

Seneca'nın Naturales Quaestiones (Doğa Araştırmaları) metninde şöyle güzel bir bölüm var, burada alıntılamak istiyorum; arkadaşı Lucilius'a yazdığı metnin 3.kitabının önsözünde Seneca şöyle öğütlüyor:  

.... evreni çepeçevre gözlemlemeye, ondaki gizli nedenleri açığa çıkarıp başkalarına aktarmaya karar veren ve ancak şimdi kendisini oluşturan temelleri değerlendirebilen bir yaşlı olarak bu işin büyüklüğünün farkındayım. Ne zaman inceleyeceğim bu kadar çok unsuru, ne zaman bir araya getireceğim bu kadar dağılmış unsuru, ne zaman kavrayacağım bu kadar saklı unsuru? Yaşlılık ardımdan geliyor ve yıllarımı faydasız amaçlarla tükettiğim için beni suçluyor. O halde çaba sarf edelim ve sıkı çalışmamız kötü harcanmış olan zamanımızın kayıplarını telafi etsin.
[2] Gece gündüze eklensin, işler kısa kesilsin, artık sahibinden çok uzakta olan aile malvarlığıyla ilgili kaygı güdülmesin, zihin tümüyle kendi başına bırakılsın ve insan en azından bizzat kaçışın o içtepisinde kendisini tefekkür etmeye yönelebilsin! Bunu yapacak, kendisiyle başbaşa kalacak ve her gün geçen kısa zamanın hesabını tutacaktır. Kaybedilen zaman mevcut yaşam süresinin dikkatli kullanılmasıyla telafi edilir. Pişmanlıktan erdeme en güvenli geçiş de budur.
... Daha geç yola çıkanlar, süratleriyle gecikmeyi hesap ederler ya, biz de acele edelim o halde, yaşlılığı bir bahane olarak kullanmadan, kuşkusuz büyük fakat belki de üstesinden gelinemez olan bir görevi üstlenelim. Zihnimiz başlanan işin büyüklüğünü görüp yaşamın değil de, işin ne kadar fazlasının kaldığını anladıkça yücelir. [3.kitap, önsöz] [1]

Seneca'nın bu öğüdünü can kulağıyla dinlemiş ve hayatının amacı yapmış yegane insanlardan birisi (tanık olduğum kadarıyla) Muazzez İlmiye Çığ hanımefendidir, kendisi (yanlışım varsa düzeltin) 99 yaşına girmiş olmasına rağmen çalışmalarını, konferanslarını ve bilumum işlerine devam etmektedir. Herhalde sorsanız ölmekten korkuyor musunuz diye vereceği cevap çalışmalarım yarım kalacak diye korkuyorum olurdu (bu benim fikrim tabii!).