kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2013 Perşembe

KKME

Bu yayın edebî bir yazı değil de onun en büyük eşlikçisi kaave üzerine bir yayın olacak. Geçen gün markette gördüm, Kuru Kahveci Mehmet Efendi'nin filtre kaavesi ve espressosunu, filtre kaavem bitti diye bunu aldım, sert çıkar diye umarak. Kaave benim için neredeyse vasata yakın. Çok "standart", herhangi bir aroması falan da yok, sert olduğu da söylenemez.

Belki de ben sert sevdiğim için böyledir, bilemiyorum, başkası denese hoşlanabilir. Balzac gibi günde 50 fincan kaave içmiyorum ama içtiğim kahvenin de tatmin edecek seviyede olmasını tercih ediyorum. Geçenlerde twitterda "hayat, kötü giyinmek için çok kısa" yazmıştı. Söylemi kaave ile değiştirerek diyorum ki: Hayat kötü kaave içmek için çok kısa. (vay be) 

Yine de şu anda evde başka kaave olmadığı, çıkıp almaya da vakit olmadığından bunu içiyorum. Yanına da Christopher Hill'in güzel kitabını koyuyorum ve okumaya devam ediyorum. Bir ara bu kitabı ve Dünya Altüst Oldu kitabı üzerine yazacağım buraya, İngiliz Devrimi ile ilgili ilginç gerçekler var. 

17 Nisan 2013 Çarşamba

Kaave



Kalem, kitap, kağıt yanında herhalde çalışırken ki en büyük yoldaşım kaave oluyor, oh iyi ki var.





P.S.: French press için kullandığınız kaaveniz azıcık kaldıysa, cezvede türk kaavesi yapar gibi pişirin, tadı yine güzel oluyor.












19 Ağustos 2011 Cuma

Türk şarabı

According to legend, the story of coffee began when goats and camels were seen dancing under the moonlight after having eaten the fruit of a strange tree. By the 17th century, this enchanted beverage known as ‘turkish wine’ spread throughout Europe.

Efsane olur ki, kahvenin öyküsü keçi ve develerin tuhaf bir ağacın meyvesini yedikten sonra ay ışığında dans etmeleri ile başlar. “türk şarabı” olarak ün salan kahve, 17. yy da tüm Avrupa’ya yayılır.